23 Aralık 2012 Pazar
Bağırıyorum duymuyorsun.
9 Aralık 2012 Pazar
Bö.
I secretly longed for something which had never existed..
8 Aralık 2012 Cumartesi
Öyle işte.
3 Aralık 2012 Pazartesi
485 gün 6 saat.
Çok yoruldum anne. Çok yoruldum ben ama sen beni hiç görmedin, anlamadın. Sonra ben gine ağladım. Sonra da evime geldim oturdum 2 kaşık tarhana çorbamı içtim. Sonra kimse görmezken sigara içtim. Sonra yazdım. Ama kod yazmadım.
Şimdi değişiyoruz. Anlıyoruz gibi sanki. Ama değil. Yok. Kalmadı, bitti dedik de bitmedi.
Yarın artık.
13 Kasım 2012 Salı
Dr. Civanım.
Stop bugging me, stop forcing me
Stop fighting me, stop yelling me
It's my life.
11 Kasım 2012 Pazar
7 Kasım 2012 Çarşamba
Aman neyse.
Aşağı aşağı derken indik.
Şimdi içimdeki his şöyle ki sanki kötü bişeyler olcak olcak sonra çok güzel bişey olcak.
Aynen böyle.
Hani boşluk vardır ama o boşluğun ne olduğunu kimse tam tarif edemez ya vücutta hani oraya hep sancı girer işte tam orama sancılar giriyor. Neyse artık nası olsa boş orası.
Sence yanlış anlaşılmalardan doğrular çıkar mı?
Bence şimdilik çıkar gibi. Hadi bakalım.
Evimizdeki tahtanın bok sayısı her geçen gün artıyor. Hava da ne biçim karanlık anlamadım ki. Kasımdayız hala sıcak falan. Penguenleri evimizde evcil hayvan gibisinden bakabilcek olsak küresel ısınmaya daha pozitif yaklaşabilirdim ben mesela.
Keşke tam şuan Budapeşte'de filan geziniyor olsaydım.
Me is dumb! This is common knowledge. Please don't write to me telling me that I am dumb, or how to fix myself. You can change the code yourself. Aha yourself. That's right yourself.
Of neyse işte.
9 Ekim 2012 Salı
5 Ekim 2012 Cuma
Kötüyüm ben kötüyüm...
Lütfen işinizi daha ciddiye alınız dedim laaannn...
2 Eylül 2012 Pazar
22 Ağustos 2012 Çarşamba
Nurşah süperdir çünkü Efe süperdir.
I turn around, it's past
You don't get time to hang a sign on me
Love me while you can
Before I'm a dead old man
A lifetime is so short
A new one can't be bought
But what you've got means such a lot to me
Make love all day long
Make love singing songs
Make love all day long
Make love singing songs
There's people standing round
Who'll screw you in the ground
They'll fill you in with all their sins, you'll see
I'll make love to you
If you want me to
17 Haziran 2012 Pazar
Happiness is a warm blanket.
4 Haziran 2012 Pazartesi
2 Haziran 2012 Cumartesi
Sorun burda.
Finalim var benim bugün. Bak neler yazıyorum hala. Ders çalışamıyorum.
29 Mayıs 2012 Salı
Sushi en tatlıdır.
Açmış bakmış ne diye, girmiş oturmuş içine.
Tam kapatacakken kapağını ayağım sıkışmış, açık kalmış kapak
Bırak madem ayağımı da kurtul benden salak.
Hatırladığım için mutlu olduğum bir şenlik sonrası memnunum.
Ama söylemeden de geçemicem aptal yerine konulmak hoş bir duygu değil. Bi bunu bil yani.
Pehh seneler geçti, son şenlik dediler. Finallere geldik ama ne finaller. Her türlü finaller. En çok da üzücü finaller. 5 senelik hikayelerin finalleri ve hayalleri. Ve anıları ve konuşulmuşlukları. Ve yalanları ama en çok da göz göre göre söylenen yalanları.
Ve sonunda artık herkeslerin kendi hayatları.
Fotoğraf çekilmeyi unuttuk Lis gece. Keşke unutmasaydık. Ama madem unuttuk o zaman seneye de şenliğe katılmak zorundayız mı belki? He?
11 Mayıs 2012 Cuma
Bir arkasını dönse.
23 Nisan 2012 Pazartesi
12 Nisan 2012 Perşembe
10 Nisan 2012 Salı
3 Nisan 2012 Salı
27 Mart 2012 Salı
Sevgili günlük yazışması.
Biz dün tam 3 kere İkea'ya girdik çok harika bir gündü. Çok güzel bıçaklan çok güzel keklikler aldık.
Legoluk aldık.
Sinemaya da gittik.
Taze fasülye yedim bi de o da çok güzeldi.
Sonra geçen okulda içtik. Ay çok güzeldi çok eğlendim ben. Sonra da en dev kahvaltıyı ettik o da çok güzeldi. Bi kaç tane daha renkli gün yaşasak da film bitse fotoğrafları bastırsam. Çok merak ediyorum.
Artık ders çalışıyorum saatlerce. Çünkü normal insanlar kadar çalışmak yetmiyor bana. Duyanlar diyorlar anca 2 sınava mı girdin ne zaman konuşsak çalışıyorsun diyorlar. Böyle küçümseniyorum. Ama ben de belli bir noktaya kadar gerizekalı olduğumu düşünebiliyorum yani. Belki onlar daha da aptal olduğumu düşünüyorlardır. Olsun artık.
Şimdi de spor yapıcam.
Hayırdır inşallah. Hey!
15 Mart 2012 Perşembe
1 Mart 2012 Perşembe
Şiir değil.
İnsanlar geçiyor ve ben camdan bakıyorum. Bunları hiçbiriniz bilemezsiniz. Pembeli morlu küçüklük perdelerimin ardındaki düşüncelerimi bilemezsiniz. Çünkü yalnızdım. Odamın kapısı da kapalıydı. Kimse de açmazdı.
Ne düşüncelerdi yalebbim. Seneler geçti ben öyle şeyler düşünmedim. Öyle bişeylerdi.
Ama aslında çok dinleyen vardı beni. Duvarlarımı bir duyabilseydiniz keşke ben onları sökmeden önce. Ama duyamazsınız. Duyamazsınız çünkü büyüdüm.
İnsanlar büyüyünce saçma şeyler yapmaz. Bilmedikleri İngilizceyle aynanın karşısına geçip uyduruk şarkılar söylemezler mesela. Ya da söyleseler bile babalar bi hışımla içeri girip bağırma evladım diyemezler çünkü artık çok manalı konuşuyordur o evlatlar. Ya da okuldan eve yürüyemezler. Çünkü yollar uzamıştır. Veya nebiliyim yalnız gitmek istemezler. Ya da çantaları çok ağır olabilir. Ya da mesela evleri olmayabilir. Yani di mi o da bi olasılık.
Ah sevgili sonsuzluk arkadaşım defterimizi bir görsen ne dertler, ne çileler. Her geçen gün daha da yalnız kalmışız. Üstüne bizi bir de kimseler anlamamış. Ne keder doluymuşuz yalebbim. Şimdi nasıl peki? Anlatacak çok mu kimsemiz var? Bizi anlayan çok mu insan var? Ben şimdi burda açık konuşayım sana. 3 vardı. 3’ün 1’i gitti. 2’si kaldı.
Yine başka bir 3’ten bahsetmek istiyorum. Tam 3 sene sadece siyah giydim ve bu 3 sene boyunca insanlar beni hep soğuk ve burnu havada buldu. Sonra da ay yanılmışız ihihohahi dediler. That’s bullshit bro.
Eylül, eylül… Çoktan geride bıraktığımız bir ay kendisi. 9 sene önce falan bıraktık herhalde tam bilemiyorum şimdi. Bak aklıma geldin. Neden? Çünkü bilmediğin şeyleri kullanıyordun sen. Bana nedense başka biri daha bilmediği şeyleri kullanıyor gibi geliyor. Keşke 17 yaşında olsaydık da bilmeseydik hiçbir şeyi. O zaman kullanabilirdik çünkü kimse bilmezdi. Ama biliyoruz ve konuşuyoruz. Bildiğimiz için mi konuşuyoruz? Bildiğimiz için mi susuyoruz. Arada kalıyoruz genelde. Sonra da özlüyoruz. Sonra mı? Vallahi ben susuyorum, konuşmuyorum söz.
Ruhum ölüm rüzgarlarına es,
Işık yok gecemde, gündüzümde.
Gözlerim görmüyor… Lakin güneş
O her zaman, her zaman yüzümde.
LİS! Net konuşuyorum cidden hayatımda tanıdığım en şanssız insansın sen. Ama ben seni çok seviyorum. Umarım seni çok sevmem de şansızlığından değildir.
9 Şubat 2012 Perşembe
30 Ocak 2012 Pazartesi
12 Ocak 2012 Perşembe
11 Ocak 2012 Çarşamba
I wish I could give you undivided attention every minute of the day but I can't.
O kadar çok konuşmak zorunda kalmışım ki sessizliğimi yazmayarak giderebilmişim.
Yanlış.
Tatlı plaklarım. Dinlemeyeli ne çok olmuş.
Kitap okuyorum ama artık. That's something.
Ayrıca kimseye de çaktırmadım ama itiraf ediyorum şarkı söylemeyi çok özledim ben.
Sorun şu ki hepimiz çok meşgulüz. Yapılması gereken onca şey varken nasıl?
Değil şarkı söylemek susmaya zaman yok.
Ama keşke olsaydı.
Bir de Paris'te yediğimiz o içi çikolatalı dışı beyaz kurabiyeleri çok özledim.
Hatırladım bak şimdi Z bir kese kağıdı kurabiye almıştı bittikçe çaktırmadan dolduruyordu. Gün sonunda 1 kutu fiyatına 3 kutu kurabiye. =)
...
You can put yours right between my eyes honey
If you promise to pull the trigger
Come on baby say bang bang....
Du dudu du..
Durmak ismemek.
So long, so long
Someday all the world will sing my song
Still life amaze
Somewhere in my heart the beat goes on
28 Aralık 2011 Çarşamba
Bub.
Etrafa bakalım, birbirimize bakalım ama konuşmayalım, yorulmayalım istiyorum.
Sessizliği bozmaya çalışıp, geçici konuşmalar yapalım istemiyorum.
Çok mu bişey istiyorum?
Çok mu bişey istemiyorum?
Sustum.
25 Aralık 2011 Pazar
Ben pek severim.
Hafif kafa sallamalar, cılız bi gülümseme, ayh ne baktın ki öyle diyen gözler.
Arkada dönen güzel bir müzik, elde minik bir içki, ikincil komuşmalar.
Bu dünyada iki türlü insan var
Pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler
Her bişeyi düşünmeye de gerek yoktur herhalde.
Kimse müziğimi kapatmasın. Lütfen.
14 Aralık 2011 Çarşamba
7 Aralık 2011 Çarşamba
Çamaşır yıkamak lazım.
Ben çok mutsuzum. Birisinin resmen gelip bizi evden kazıması lazım. Çıkamıyoruz.
Yapıştım yastıklarıma, sushikoya, yorgana.
Kalbimi sıcacık yapan etkinliklerle ilgilenmek isterken ben, okul beni çok üzüyor.
Niye böyle yapıyorsun okul? Yapma lütfen.
Çok mutsuzum.
SON.
4 Aralık 2011 Pazar
10 Kasım 2011 Perşembe
7 Kasım 2011 Pazartesi
İndirim çeki.
Ne var biliyor musun? Eskiden insanlar beni hiç dinlemeden bana bi dolu cevap verirlerdi. Şimdilerde beni dinliyorlar. Bu çok acayip bir durum çünkü eski zamandayken bir iki heceydi beklentim şimdiki zaman acaba cümle düşleyebilir miyim ne dersin?
Biz insanlar bazen çok pis konuşuyoruz ya ama neyse ki yok benimle öyle.
Geçen zamanlarda bir geceyi hatırladım içim yanıyordu. Gerçekten yanıyordu ama. Hem üşüyordum hem yanıyordum da. Acayipli yani. Sonra r, v, k. Neyse.
Galiba korkunu aldı. Keşke benimkini de alsa ama oturdu. Baktı öyle sonra oturdu.
Tek bir gözüm şişti yine sonra kendimi yalnız hissettim. Bugün yalnız kalabileceğim tek gün belki de. Neyse.
Bazen annemle babamı özlüyorum. Sonra annanemi özlüyorum. Sonra gençken özlem yoktur diyorum. Yaşamaya devam ediyorum.
Yukarı çıkıyor derken bi sol bi sağ. Hayda. Neler oldu öyle? Deli oldum.
Güldüm, düşündüm, hep aynı şeyleri düşünüyorum. Aynı konuşuyorum. Aynı yaşıyorum.
Parmaklar önemlidir. Varlıklarıyla değer kazandırırlar, yokluklarıyla hikaye.
Kimseye inanmam Spongebob’a inandığım kadar.
Mutluluk yorgunuyum çok, aklında bulunsun.
İyi bayramlar.
6 Ekim 2011 Perşembe
Benim arkadaşlarım.
Pencereyi
Gözlerinin kulağı bilen bilim
Kapatır perdelerini
Açılır kitaplarına, dalar kapanır
Perdeleri
Kulağının gözleri bilen sanat
Açar perdelerini
Kapanır yaşamlarına, dalar açılır
Bu ikilemden birindeki birikim
Öbürüne alacaklı gider hep
Boyuna ikisinden biri
Öbürüne borçlu kalır
Bir pencere'den bir perde'den
Bilimle sanatın
Bu güzel alışverişinden
Bir o verir, bir o alır
Özdemir Asaf