23 Nisan 2012 Pazartesi

Yımmılı.

Ha! Çok aptalca!

12 Nisan 2012 Perşembe

Simyacı

Hello, my name is nothing really matters so goodbye.

10 Nisan 2012 Salı

Çok mutsuzum ama aşırı mutsuzum ama çok. Bir de çok üzülüyorum ben de, beni de dinle istiyorum.
Aman napalım hayatı kabullenmek lazım, ne ekersen onu biçersin, bundan sonra en iyiyi yapmaya bak.
Falan filan.
Bunların hepsini ben zaten biliyorum. Bilmek yaşamakla bambaşka birşey oluyor bunu da herkes biliyormuş gibi geçiniyor.
Bilmiyor işte.
Suçlamamak lazım aslında evet ama suçlamak serbest bir diğer yandan.

Hiç birşey eskisi gibi olmicak bunu biliyorum. Ve bunu inatla kabul etmek istemiyorum. Tam böyle kabul etmiyorum diyorum yine kabul etmek durumunda bırakılıveriyorum. Çok can sıkıcı.

Kısa kısa konuşmaya başladığında anlamıştım ben ama sen anlamamıştın. 

Hadi ordan, sen herşeyi en çok anlarsın. Ne çakalsın sen. Herşeyi anlarsın da çaktırmazsın.

Aynı anda başladık aslında ama ben senden daha sonra bitiriyorum. Başka şeyleri de duyuyorum cevap falan vermem gerekiyor. Sen bir tek okuyorsun işin kolay.

 Neticede hepimizin %70'i su.

Kolay gelsin.

3 Nisan 2012 Salı

Hmmehu.

Ay çok böyle sığmadım taştım! Heycanlıyım!

27 Mart 2012 Salı

Sevgili günlük yazışması.

Hava çok güzel.
Biz dün tam 3 kere İkea'ya girdik çok harika bir gündü. Çok güzel bıçaklan çok güzel keklikler aldık.
Legoluk aldık.
Sinemaya da gittik.
Taze fasülye yedim bi de o da çok güzeldi.

Sonra geçen okulda içtik. Ay çok güzeldi çok eğlendim ben. Sonra da en dev kahvaltıyı ettik o da çok güzeldi. Bi kaç tane daha renkli gün yaşasak da film bitse fotoğrafları bastırsam. Çok merak ediyorum.

Artık ders çalışıyorum saatlerce. Çünkü normal insanlar kadar çalışmak yetmiyor bana. Duyanlar diyorlar anca 2 sınava mı girdin ne zaman konuşsak çalışıyorsun diyorlar. Böyle küçümseniyorum. Ama ben de belli bir noktaya kadar gerizekalı olduğumu düşünebiliyorum yani. Belki onlar daha da aptal olduğumu düşünüyorlardır. Olsun artık.

Şimdi de spor yapıcam.

Hayırdır inşallah. Hey!

15 Mart 2012 Perşembe

For breakfast.

Çok sinirliyim!

1 Mart 2012 Perşembe

Şiir değil.

Bugün çok acayip şeyler hatırladım.
İnsanlar geçiyor ve ben camdan bakıyorum. Bunları hiçbiriniz bilemezsiniz. Pembeli morlu küçüklük perdelerimin ardındaki düşüncelerimi bilemezsiniz. Çünkü yalnızdım. Odamın kapısı da kapalıydı. Kimse de açmazdı.
Ne düşüncelerdi yalebbim. Seneler geçti ben öyle şeyler düşünmedim. Öyle bişeylerdi.
Ama aslında çok dinleyen vardı beni. Duvarlarımı bir duyabilseydiniz keşke ben onları sökmeden önce. Ama duyamazsınız. Duyamazsınız çünkü büyüdüm.
İnsanlar büyüyünce saçma şeyler yapmaz. Bilmedikleri İngilizceyle aynanın karşısına geçip uyduruk şarkılar söylemezler mesela. Ya da söyleseler bile babalar bi hışımla içeri girip bağırma evladım diyemezler çünkü artık çok manalı konuşuyordur o evlatlar. Ya da okuldan eve yürüyemezler. Çünkü yollar uzamıştır. Veya nebiliyim yalnız gitmek istemezler. Ya da çantaları çok ağır olabilir. Ya da mesela evleri olmayabilir. Yani di mi o da bi olasılık.
Ah sevgili sonsuzluk arkadaşım defterimizi bir görsen ne dertler, ne çileler. Her geçen gün daha da yalnız kalmışız. Üstüne bizi bir de kimseler anlamamış. Ne keder doluymuşuz yalebbim. Şimdi nasıl peki? Anlatacak çok mu kimsemiz var? Bizi anlayan çok mu insan var? Ben şimdi burda açık konuşayım sana. 3 vardı. 3’ün 1’i gitti. 2’si kaldı.
Yine başka bir 3’ten bahsetmek istiyorum. Tam 3 sene sadece siyah giydim ve bu 3 sene boyunca insanlar beni hep soğuk ve burnu havada buldu. Sonra da ay yanılmışız ihihohahi dediler. That’s bullshit bro.
Eylül, eylül… Çoktan geride bıraktığımız bir ay kendisi. 9 sene önce falan bıraktık herhalde tam bilemiyorum şimdi. Bak aklıma geldin. Neden? Çünkü bilmediğin şeyleri kullanıyordun sen. Bana nedense başka biri daha bilmediği şeyleri kullanıyor gibi geliyor. Keşke 17 yaşında olsaydık da bilmeseydik hiçbir şeyi. O zaman kullanabilirdik çünkü kimse bilmezdi. Ama biliyoruz ve konuşuyoruz. Bildiğimiz için mi konuşuyoruz? Bildiğimiz için mi susuyoruz. Arada kalıyoruz genelde. Sonra da özlüyoruz. Sonra mı? Vallahi ben susuyorum, konuşmuyorum söz.

Ruhum ölüm rüzgarlarına es,
Işık yok gecemde, gündüzümde.
Gözlerim görmüyor… Lakin güneş
O her zaman, her zaman yüzümde.

LİS! Net konuşuyorum cidden hayatımda tanıdığım en şanssız insansın sen. Ama ben seni çok seviyorum. Umarım seni çok sevmem de şansızlığından değildir.

9 Şubat 2012 Perşembe

Ağaçlar.

"Ölüm Allah'ın emri.
Ayrılık olmasaydı."

30 Ocak 2012 Pazartesi

Bebe.

Bebe.

12 Ocak 2012 Perşembe

YaUfEs.

Neden bomboş kaldım ki şimdi?

11 Ocak 2012 Çarşamba

I wish I could give you undivided attention every minute of the day but I can't.

Eskisi gibi beceriksizce yazmayı çok özledim.
O kadar çok konuşmak zorunda kalmışım ki sessizliğimi yazmayarak giderebilmişim.
Yanlış.

Tatlı plaklarım. Dinlemeyeli ne çok olmuş.
Kitap okuyorum ama artık. That's something.
Ayrıca kimseye de çaktırmadım ama itiraf ediyorum şarkı söylemeyi çok özledim ben.

Sorun şu ki hepimiz çok meşgulüz. Yapılması gereken onca şey varken nasıl?
Değil şarkı söylemek susmaya zaman yok.
Ama keşke olsaydı.

Bir de Paris'te yediğimiz o içi çikolatalı dışı beyaz kurabiyeleri çok özledim.
Hatırladım bak şimdi Z bir kese kağıdı kurabiye almıştı bittikçe çaktırmadan dolduruyordu. Gün sonunda 1 kutu fiyatına 3 kutu kurabiye. =)

...

You can put yours right between my eyes honey
If you promise to pull the trigger
Come on baby say bang bang....
Du dudu du..

Durmak ismemek.

So long, so long
Someday all the world will sing my song
Still life amaze
Somewhere in my heart the beat goes on

28 Aralık 2011 Çarşamba

Bub.

Birisinin karşısına oturup sadece susmak istiyorum.
Etrafa bakalım, birbirimize bakalım ama konuşmayalım, yorulmayalım istiyorum.
Sessizliği bozmaya çalışıp, geçici konuşmalar yapalım istemiyorum.
Çok mu bişey istiyorum?
Çok mu bişey istemiyorum?
Sustum.

25 Aralık 2011 Pazar

vir wall

Ben pek severim.

Her boku bilmeye gerek yok neticede.
Hafif kafa sallamalar, cılız bi gülümseme, ayh ne baktın ki öyle diyen gözler.
Arkada dönen güzel bir müzik, elde minik bir içki, ikincil komuşmalar.

Bu dünyada iki türlü insan var
Pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler

Her bişeyi düşünmeye de gerek yoktur herhalde.
Kimse müziğimi kapatmasın. Lütfen.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Gördüm.

7 Aralık 2011 Çarşamba

Çamaşır yıkamak lazım.

Merhaba,
Ben çok mutsuzum. Birisinin resmen gelip bizi evden kazıması lazım. Çıkamıyoruz.
Yapıştım yastıklarıma, sushikoya, yorgana.
Kalbimi sıcacık yapan etkinliklerle ilgilenmek isterken ben, okul beni çok üzüyor.
Niye böyle yapıyorsun okul? Yapma lütfen.
Çok mutsuzum.
SON.

4 Aralık 2011 Pazar

Close.

10 Kasım 2011 Perşembe

Canımcım.

Ben alışverişe gidiyorum.

7 Kasım 2011 Pazartesi

İndirim çeki.

Ne var biliyor musun? Eskiden insanlar beni hiç dinlemeden bana bi dolu cevap verirlerdi. Şimdilerde beni dinliyorlar. Bu çok acayip bir durum çünkü eski zamandayken bir iki heceydi beklentim şimdiki zaman acaba cümle düşleyebilir miyim ne dersin?

Biz insanlar bazen çok pis konuşuyoruz ya ama neyse ki yok benimle öyle.

Geçen zamanlarda bir geceyi hatırladım içim yanıyordu. Gerçekten yanıyordu ama. Hem üşüyordum hem yanıyordum da. Acayipli yani. Sonra r, v, k. Neyse.

Galiba korkunu aldı. Keşke benimkini de alsa ama oturdu. Baktı öyle sonra oturdu.

Tek bir gözüm şişti yine sonra kendimi yalnız hissettim. Bugün yalnız kalabileceğim tek gün belki de. Neyse.

Bazen annemle babamı özlüyorum. Sonra annanemi özlüyorum. Sonra gençken özlem yoktur diyorum. Yaşamaya devam ediyorum.

Yukarı çıkıyor derken bi sol bi sağ. Hayda. Neler oldu öyle? Deli oldum.

Güldüm, düşündüm, hep aynı şeyleri düşünüyorum. Aynı konuşuyorum. Aynı yaşıyorum.

Parmaklar önemlidir. Varlıklarıyla değer kazandırırlar, yokluklarıyla hikaye.

Kimseye inanmam Spongebob’a inandığım kadar.

Mutluluk yorgunuyum çok, aklında bulunsun.

İyi bayramlar.

6 Ekim 2011 Perşembe

Benim arkadaşlarım.

BORDRO

Pencereyi
Gözlerinin kulağı bilen bilim
Kapatır perdelerini
Açılır kitaplarına, dalar kapanır

Perdeleri
Kulağının gözleri bilen sanat
Açar perdelerini
Kapanır yaşamlarına, dalar açılır

Bu ikilemden birindeki birikim
Öbürüne alacaklı gider hep
Boyuna ikisinden biri
Öbürüne borçlu kalır

Bir pencere'den bir perde'den
Bilimle sanatın
Bu güzel alışverişinden
Bir o verir, bir o alır

Özdemir Asaf

4 Eylül 2011 Pazar

Geliyorum.

Daha da gitmem.

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Hadi bakalım.

Hayır ne var biliyor musun? Baobab ağaçları gibileri var. Adım atsam düşücem sonra taşa basıp korkucam gibi. Weird.
Az önce yaptığım bir telefon konuşması içimi kıpırdattı, ağrılarım geçti, ağzım tatlandı. Biraz yorulup oyalandıktan sonra sevdiklerimle güzel bir tatil beni bekliyor olacak.
En bi mutlu oldum halbuki ne kadar da umutsuzdum.

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Sarı.

Breathe, breathe in the air.
Don't be afraid to care.
Leave but don't leave me.
Look around and choose your own ground.

Long you live and high you fly
And smiles you'll give and tears you'll cry
And all you touch and all you see
Is all your life will ever be.

Run, rabbit run.
Dig that hole, forget the sun,
And when at last the work is done
Don't sit down it's time to dig another one.

For long you live and high you fly
But only if you ride the tide
And balanced on the biggest wave
You race towards an early grave.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Cole.

Fuck ramazan. I'll will be drunk tonight. Yiiiiiiihaaaa!!!

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Genel olarak.

Ne hissetmem gerektiğini bile bilmiyorum.

5 Temmuz 2011 Salı

Rüyalar gerçek olsa...

Aşkınla ne garip hallere düştüm
Ay kaçırdım hacı!

Sarhoşsan kapını çaldığım anda
Saç baş darmadağın açık saçıksa
Bi de ufak rakı varsa masanda
İçim ürperiyor ya evde yoksan

Sabahlara kadar içsek sevişsek
Ne ben işe gitsem ne sen ayılsan
Derin bir uykunun dibine düşsek
İçim ürperiyor ya evde yoksan!

Ah cıtı pıtı mini mini
Mis kokuyor ballı teni
Gel birazcık koklşaşalım
Vallahi soldurmam seni

E yangın var işte....

Neyse,

Çıkar yol hangisi?
Sevmek sevilmek mi?
Sarhoşluk mu içki mi?
Anlamadım gitti.

Senden baska senden baska gozum gormez hic kimseyi
Senden baska senden baska duyamam ben hic kimseyi
Senden baska senden baska sevemem ben hic kimseyi
Senden baska senden baska olamam baskasiyla

Dağlar taşlar uçan kuşlar senin olsun yar
Deniz derya gökler hep yerinde dursun yar
Gönlüm senden birşey ister nasıl desem yar

Amaaaaan işte alla beni pulla beni al koynuna yar.

Ama ya rüzgar olup ince belime sarılırsan?
Ya çimen olup ayağıma serilirsen?
Peki ya sürme olup gözlerime sürülürsen?
Ya canın bile bana kurbansa yar?

Peki ya;

Yaban tayları çayırda tepişiyor mu?
Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu?
Sarı kız minik buzağıyı sütten kesti mi?
Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu?

Uzun kulaklarını son bir kez salla
Tüm eski dostlarımdan bir haber yolla
Ayrılık geldi başa, katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşşek!

Neyse işte kısacası;

Ateşe baca lazım
Kitaba hoca lazım
Bana bi koca lazım
O da bu gece lazım.

1 Temmuz 2011 Cuma

mukuk

Naber lan göt?

30 Haziran 2011 Perşembe

Bence.

Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı varsa;
Bir kutu kolanın da 5 yıl hatırı olmalı en azından...

28 Haziran 2011 Salı

Love.

We are wrong, we are wrong
We are all so, so wrong
We are monkeys
We are false, we're untrue
We should be in the zoo with our uncles
And if you don't believe
Go and climb up a tree and you'll love it
You're a fool to believe anymore
So believe you're a monkey

27 Haziran 2011 Pazartesi

Copy paste.

- ......ve tahmini genisligi 156 milyar isik yili olan, daha da büyümeye devam eden bir evren sözkonusu, ama adam kalkıp fidayda'da oynayabiliyor.
+ Hahahha, Turgut iyisin di mi?
- Çorum'a tayinimi istedim. Haftaya belli olacak. Gidicem buralardan. Mandıra da var bizim orda zaten. Süt sağsın orda gülseren de napıyım.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum.

Sorumluluklar altında ezilmek çok acı. Başkasının da sorumluluklarını yüklenmek daha da acı. Başka birisi tarafından dev sorumluluklarla yüklenmek en acı. Aslında hiç birinin altından kalkamıyor olmak, etrafındaki her insanın da bunu pek tabii biliyor olması ve bunun sana zerre koymuyor olması da onlar gibi, acı.
Her bişeyler bunca acıyken yine de her türlü sorumluluğu almaya razı olup aslında düşlediğinden çok daha farklı bir insan olduğunun farkına varmak ise...
Bilemedim.

9 Haziran 2011 Perşembe

Böyle cacığa rakı mı dayanır?

Sözüm meclisten dışarı dostlar

Bugün kendimi HIYAR gibi hissediyorum

Hani dilim dilim doğrasalar beni

Marmara,
Ege,
Karadeniz,
ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum...


Öptüm Barış abi yanaklarından.

5 Haziran 2011 Pazar

Çok özledim.

Ya kusura bakma eski dostum...

14 Mayıs 2011 Cumartesi

İki oldu valla.

Ağzıma attığım tek bir yudum, ayaklarımı rahatça uzatabildiğim bu mekandan taaa Kadıköy'lere taşıdı bak şimdi beni. Hava biraz soğuk, bar da hafif doluydu. Ama müzikler güzeldi. İçkiler de güzeldi. Kendimizi en genç hissetmemiz de güzeldi. En güzeliyse barmenin dans hareketleriyle yaptığı servislerdi.

Bu tat iyi mi oldu şimdi dersin?

Bak şimdi de canım margarita istedi. Öyle başka bi geceye geçiverdim. Neyse...

Hediye aldım ben sana bi tane ama daha sonra vericem.

Aklıma bişey gelirse gine yazarım. Hadi.

13 Mayıs 2011 Cuma

Maeby.

Naber?

The Music_Bleed From Within yolluyorum sana Lissoo.

Ayrıca the roof is on fire.

Maybe. Baby.

22 Nisan 2011 Cuma

Haydi.

Biz iki kişi günlerdir banyo yapmıyoruz. Temizlik hiç yapmıyoruz. Ama diğer insanlar bizi hala seviyorlar. Biz de onları seviyoruz.
Bir takım dünyanın en yetenekli insanları bölümlerini bırakmasınlar. Canları sıkıldı mı gelsinler, monopoly oynarız.

Kedim az önce kusmuğunu yedi.

Ben hafiften temizliğe başlıyım.

8 Nisan 2011 Cuma

Sinirlendim.

Bir takım insanların mutsuzluklarını benimle pek güzel paylaşmalarına rağmen mutluluklarını HİÇ de paylaşmayıp, yanıma gelip sus pus durup sonradan orda burda çok mutluyum lan diye gezinmelerine çok GICIK oluyorum ben.

11 Mart 2011 Cuma

the only one.

Ha bir de;

You may say that I'm a dreamer but I'm not...
 

Blog Template by YummyLolly.com