30 Ocak 2012 Pazartesi
12 Ocak 2012 Perşembe
11 Ocak 2012 Çarşamba
I wish I could give you undivided attention every minute of the day but I can't.
O kadar çok konuşmak zorunda kalmışım ki sessizliğimi yazmayarak giderebilmişim.
Yanlış.
Tatlı plaklarım. Dinlemeyeli ne çok olmuş.
Kitap okuyorum ama artık. That's something.
Ayrıca kimseye de çaktırmadım ama itiraf ediyorum şarkı söylemeyi çok özledim ben.
Sorun şu ki hepimiz çok meşgulüz. Yapılması gereken onca şey varken nasıl?
Değil şarkı söylemek susmaya zaman yok.
Ama keşke olsaydı.
Bir de Paris'te yediğimiz o içi çikolatalı dışı beyaz kurabiyeleri çok özledim.
Hatırladım bak şimdi Z bir kese kağıdı kurabiye almıştı bittikçe çaktırmadan dolduruyordu. Gün sonunda 1 kutu fiyatına 3 kutu kurabiye. =)
...
You can put yours right between my eyes honey
If you promise to pull the trigger
Come on baby say bang bang....
Du dudu du..
Durmak ismemek.
So long, so long
Someday all the world will sing my song
Still life amaze
Somewhere in my heart the beat goes on
28 Aralık 2011 Çarşamba
Bub.
Etrafa bakalım, birbirimize bakalım ama konuşmayalım, yorulmayalım istiyorum.
Sessizliği bozmaya çalışıp, geçici konuşmalar yapalım istemiyorum.
Çok mu bişey istiyorum?
Çok mu bişey istemiyorum?
Sustum.
25 Aralık 2011 Pazar
Ben pek severim.
Hafif kafa sallamalar, cılız bi gülümseme, ayh ne baktın ki öyle diyen gözler.
Arkada dönen güzel bir müzik, elde minik bir içki, ikincil komuşmalar.
Bu dünyada iki türlü insan var
Pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler
Her bişeyi düşünmeye de gerek yoktur herhalde.
Kimse müziğimi kapatmasın. Lütfen.
14 Aralık 2011 Çarşamba
7 Aralık 2011 Çarşamba
Çamaşır yıkamak lazım.
Ben çok mutsuzum. Birisinin resmen gelip bizi evden kazıması lazım. Çıkamıyoruz.
Yapıştım yastıklarıma, sushikoya, yorgana.
Kalbimi sıcacık yapan etkinliklerle ilgilenmek isterken ben, okul beni çok üzüyor.
Niye böyle yapıyorsun okul? Yapma lütfen.
Çok mutsuzum.
SON.
4 Aralık 2011 Pazar
10 Kasım 2011 Perşembe
7 Kasım 2011 Pazartesi
İndirim çeki.
Ne var biliyor musun? Eskiden insanlar beni hiç dinlemeden bana bi dolu cevap verirlerdi. Şimdilerde beni dinliyorlar. Bu çok acayip bir durum çünkü eski zamandayken bir iki heceydi beklentim şimdiki zaman acaba cümle düşleyebilir miyim ne dersin?
Biz insanlar bazen çok pis konuşuyoruz ya ama neyse ki yok benimle öyle.
Geçen zamanlarda bir geceyi hatırladım içim yanıyordu. Gerçekten yanıyordu ama. Hem üşüyordum hem yanıyordum da. Acayipli yani. Sonra r, v, k. Neyse.
Galiba korkunu aldı. Keşke benimkini de alsa ama oturdu. Baktı öyle sonra oturdu.
Tek bir gözüm şişti yine sonra kendimi yalnız hissettim. Bugün yalnız kalabileceğim tek gün belki de. Neyse.
Bazen annemle babamı özlüyorum. Sonra annanemi özlüyorum. Sonra gençken özlem yoktur diyorum. Yaşamaya devam ediyorum.
Yukarı çıkıyor derken bi sol bi sağ. Hayda. Neler oldu öyle? Deli oldum.
Güldüm, düşündüm, hep aynı şeyleri düşünüyorum. Aynı konuşuyorum. Aynı yaşıyorum.
Parmaklar önemlidir. Varlıklarıyla değer kazandırırlar, yokluklarıyla hikaye.
Kimseye inanmam Spongebob’a inandığım kadar.
Mutluluk yorgunuyum çok, aklında bulunsun.
İyi bayramlar.
6 Ekim 2011 Perşembe
Benim arkadaşlarım.
Pencereyi
Gözlerinin kulağı bilen bilim
Kapatır perdelerini
Açılır kitaplarına, dalar kapanır
Perdeleri
Kulağının gözleri bilen sanat
Açar perdelerini
Kapanır yaşamlarına, dalar açılır
Bu ikilemden birindeki birikim
Öbürüne alacaklı gider hep
Boyuna ikisinden biri
Öbürüne borçlu kalır
Bir pencere'den bir perde'den
Bilimle sanatın
Bu güzel alışverişinden
Bir o verir, bir o alır
Özdemir Asaf
4 Eylül 2011 Pazar
20 Ağustos 2011 Cumartesi
Hadi bakalım.
Az önce yaptığım bir telefon konuşması içimi kıpırdattı, ağrılarım geçti, ağzım tatlandı. Biraz yorulup oyalandıktan sonra sevdiklerimle güzel bir tatil beni bekliyor olacak.
En bi mutlu oldum halbuki ne kadar da umutsuzdum.
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Sarı.
Don't be afraid to care.
Leave but don't leave me.
Look around and choose your own ground.
Long you live and high you fly
And smiles you'll give and tears you'll cry
And all you touch and all you see
Is all your life will ever be.
Run, rabbit run.
Dig that hole, forget the sun,
And when at last the work is done
Don't sit down it's time to dig another one.
For long you live and high you fly
But only if you ride the tide
And balanced on the biggest wave
You race towards an early grave.
1 Ağustos 2011 Pazartesi
16 Temmuz 2011 Cumartesi
5 Temmuz 2011 Salı
Rüyalar gerçek olsa...
Ay kaçırdım hacı!
Sarhoşsan kapını çaldığım anda
Saç baş darmadağın açık saçıksa
Bi de ufak rakı varsa masanda
İçim ürperiyor ya evde yoksan
Sabahlara kadar içsek sevişsek
Ne ben işe gitsem ne sen ayılsan
Derin bir uykunun dibine düşsek
İçim ürperiyor ya evde yoksan!
Ah cıtı pıtı mini mini
Mis kokuyor ballı teni
Gel birazcık koklşaşalım
Vallahi soldurmam seni
E yangın var işte....
Neyse,
Çıkar yol hangisi?
Sevmek sevilmek mi?
Sarhoşluk mu içki mi?
Anlamadım gitti.
Senden baska senden baska gozum gormez hic kimseyi
Senden baska senden baska duyamam ben hic kimseyi
Senden baska senden baska sevemem ben hic kimseyi
Senden baska senden baska olamam baskasiyla
Dağlar taşlar uçan kuşlar senin olsun yar
Deniz derya gökler hep yerinde dursun yar
Gönlüm senden birşey ister nasıl desem yar
Amaaaaan işte alla beni pulla beni al koynuna yar.
Ama ya rüzgar olup ince belime sarılırsan?
Ya çimen olup ayağıma serilirsen?
Peki ya sürme olup gözlerime sürülürsen?
Ya canın bile bana kurbansa yar?
Peki ya;
Yaban tayları çayırda tepişiyor mu?
Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu?
Sarı kız minik buzağıyı sütten kesti mi?
Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu?
Uzun kulaklarını son bir kez salla
Tüm eski dostlarımdan bir haber yolla
Ayrılık geldi başa, katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşşek!
Neyse işte kısacası;
Ateşe baca lazım
Kitaba hoca lazım
Bana bi koca lazım
O da bu gece lazım.
1 Temmuz 2011 Cuma
30 Haziran 2011 Perşembe
Bence.
Bir kutu kolanın da 5 yıl hatırı olmalı en azından...
28 Haziran 2011 Salı
Love.
We are monkeys
We are false, we're untrue
We should be in the zoo with our uncles
And if you don't believe
Go and climb up a tree and you'll love it
You're a fool to believe anymore
So believe you're a monkey
27 Haziran 2011 Pazartesi
Copy paste.
+ Hahahha, Turgut iyisin di mi?
- Çorum'a tayinimi istedim. Haftaya belli olacak. Gidicem buralardan. Mandıra da var bizim orda zaten. Süt sağsın orda gülseren de napıyım.
18 Haziran 2011 Cumartesi
Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum.
Her bişeyler bunca acıyken yine de her türlü sorumluluğu almaya razı olup aslında düşlediğinden çok daha farklı bir insan olduğunun farkına varmak ise...
Bilemedim.
9 Haziran 2011 Perşembe
Böyle cacığa rakı mı dayanır?
Bugün kendimi HIYAR gibi hissediyorum
Hani dilim dilim doğrasalar beni
Marmara,
Ege,
Karadeniz,
ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum...
Öptüm Barış abi yanaklarından.
5 Haziran 2011 Pazar
14 Mayıs 2011 Cumartesi
İki oldu valla.
Bu tat iyi mi oldu şimdi dersin?
Bak şimdi de canım margarita istedi. Öyle başka bi geceye geçiverdim. Neyse...
Hediye aldım ben sana bi tane ama daha sonra vericem.
Aklıma bişey gelirse gine yazarım. Hadi.
13 Mayıs 2011 Cuma
Maeby.
The Music_Bleed From Within yolluyorum sana Lissoo.
Ayrıca the roof is on fire.
Maybe. Baby.
22 Nisan 2011 Cuma
Haydi.
Bir takım dünyanın en yetenekli insanları bölümlerini bırakmasınlar. Canları sıkıldı mı gelsinler, monopoly oynarız.
Kedim az önce kusmuğunu yedi.
Ben hafiften temizliğe başlıyım.
8 Nisan 2011 Cuma
Sinirlendim.
11 Mart 2011 Cuma
Dudağımı ısırdım.
Yaşadığımız yerler bunca büyükken kafalarımızın bu kadar küçük olması çok ironik bence.
Evimde film izlemeyi seviyorum ben çünkü istediğim zaman durdurabiliyorum filmi. Beni düşündürücek bir cümle yazdığında senarist, onu duyduğum anda durup düşünebiliyorum. Hüzünlü sahneler gelirse aniden içerden peçete almaya gidebiliyorum. Anlamını bilmediğim bir kelime olursa sözlükten bakabiliyorum. İnsanlarla konuşurkenken de durdurmak istiyorum o yüzden onları. Belirli kelimeleri vurgularken onları durdurup suratlarındaki ifadeyi incelemek istiyorum. Söylicek söz bulamadığımda durup biraz düşünmek istiyorum. Ya da söylicek çok sözüm olduğunda yine durup biraz düşünmek istiyorum. Ve ben her durdurmak istediğimde zaman aksine hızlanıyor. Hızlı zaman. Nobody likes that.
Aptal zaman demişken mesela neden çay çok sıcakken içilebilme sıcaklığına kavuşması asırlar sürerken tam en süper sıcaklığına gelince buza dönmesi 5 saniyesini filan alır ki?
İkinci sesleri hep daha çok sevmişimdir. Kısıktırlar ama duyulurlar. Sanki istedikleri gibi nefes alabilir gibiler ayrıca. Kendi kendinin patronu olmak gibi bişey. İyi bişey.
Neyse özlemişim bak gine.
Haydi öptüm.
23 Şubat 2011 Çarşamba
21 Şubat 2011 Pazartesi
She's coming down fast. Yes she is! Yes she is!..
Where i stop and i turn and i go for a ride.
Till i get to the bottom and i see you again.
I'm coming down fast but i'm miles above you.
Tell me tell me tell me come on tell me the answer.
Well you may be a lover but you ain't no dancer.
Helter skelter helter skelter helter skelter.
Will you, won't you want me to make you?
I'm coming down fast but don't let me break you.
Tell me tell me tell me the answer.
You may be a lover but you ain't no dancer.
Look out helter skelter helter skelter helter skelter!
Late a little, i know that.
Hayatımdan uzaklaşırken bana sadece bir sayfa aldım demiştin. Ben o sayfanın hangisi olduğunu hiçbir zaman bilemedim.
Eğer bir gün yolun İstanbul'a düşerse bana da gel olur mu?
Umarım kendini artık hep değerli hissediyorsundur. Umarım müzik dinleyip, düşünüp, yalnız kalıp, ağlayıp, hayaller kuruyorsundur hala. Ve umarım basit biri olmadığının farkına varmışsındır çoktan çünkü eskiden hep öyle sanardın.
Ve umarım hala bişeyler düşünürken pürüzlere sürtüyorsundur parmaklarını.
Özür dilerim,
Nurşah.
Tatlı.
Daha çok güzel eğlenceli günler şerefine.
17 Şubat 2011 Perşembe
Soruyorum.
Aşık olmuş yine. Isn't she lovely?
16 Şubat 2011 Çarşamba
Pray.
Biliyor musun flütünün sesini özledim.
Your spirit and my voice in one combined.
The phantom of the opera is there inside your my mind.