30 Haziran 2011 Perşembe

Bence.

Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı varsa;
Bir kutu kolanın da 5 yıl hatırı olmalı en azından...

28 Haziran 2011 Salı

Love.

We are wrong, we are wrong
We are all so, so wrong
We are monkeys
We are false, we're untrue
We should be in the zoo with our uncles
And if you don't believe
Go and climb up a tree and you'll love it
You're a fool to believe anymore
So believe you're a monkey

27 Haziran 2011 Pazartesi

Copy paste.

- ......ve tahmini genisligi 156 milyar isik yili olan, daha da büyümeye devam eden bir evren sözkonusu, ama adam kalkıp fidayda'da oynayabiliyor.
+ Hahahha, Turgut iyisin di mi?
- Çorum'a tayinimi istedim. Haftaya belli olacak. Gidicem buralardan. Mandıra da var bizim orda zaten. Süt sağsın orda gülseren de napıyım.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum.

Sorumluluklar altında ezilmek çok acı. Başkasının da sorumluluklarını yüklenmek daha da acı. Başka birisi tarafından dev sorumluluklarla yüklenmek en acı. Aslında hiç birinin altından kalkamıyor olmak, etrafındaki her insanın da bunu pek tabii biliyor olması ve bunun sana zerre koymuyor olması da onlar gibi, acı.
Her bişeyler bunca acıyken yine de her türlü sorumluluğu almaya razı olup aslında düşlediğinden çok daha farklı bir insan olduğunun farkına varmak ise...
Bilemedim.

9 Haziran 2011 Perşembe

Böyle cacığa rakı mı dayanır?

Sözüm meclisten dışarı dostlar

Bugün kendimi HIYAR gibi hissediyorum

Hani dilim dilim doğrasalar beni

Marmara,
Ege,
Karadeniz,
ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum...


Öptüm Barış abi yanaklarından.

5 Haziran 2011 Pazar

Çok özledim.

Ya kusura bakma eski dostum...

14 Mayıs 2011 Cumartesi

İki oldu valla.

Ağzıma attığım tek bir yudum, ayaklarımı rahatça uzatabildiğim bu mekandan taaa Kadıköy'lere taşıdı bak şimdi beni. Hava biraz soğuk, bar da hafif doluydu. Ama müzikler güzeldi. İçkiler de güzeldi. Kendimizi en genç hissetmemiz de güzeldi. En güzeliyse barmenin dans hareketleriyle yaptığı servislerdi.

Bu tat iyi mi oldu şimdi dersin?

Bak şimdi de canım margarita istedi. Öyle başka bi geceye geçiverdim. Neyse...

Hediye aldım ben sana bi tane ama daha sonra vericem.

Aklıma bişey gelirse gine yazarım. Hadi.

13 Mayıs 2011 Cuma

Maeby.

Naber?

The Music_Bleed From Within yolluyorum sana Lissoo.

Ayrıca the roof is on fire.

Maybe. Baby.

22 Nisan 2011 Cuma

Haydi.

Biz iki kişi günlerdir banyo yapmıyoruz. Temizlik hiç yapmıyoruz. Ama diğer insanlar bizi hala seviyorlar. Biz de onları seviyoruz.
Bir takım dünyanın en yetenekli insanları bölümlerini bırakmasınlar. Canları sıkıldı mı gelsinler, monopoly oynarız.

Kedim az önce kusmuğunu yedi.

Ben hafiften temizliğe başlıyım.

8 Nisan 2011 Cuma

Sinirlendim.

Bir takım insanların mutsuzluklarını benimle pek güzel paylaşmalarına rağmen mutluluklarını HİÇ de paylaşmayıp, yanıma gelip sus pus durup sonradan orda burda çok mutluyum lan diye gezinmelerine çok GICIK oluyorum ben.

11 Mart 2011 Cuma

the only one.

Ha bir de;

You may say that I'm a dreamer but I'm not...

Dudağımı ısırdım.

Çook uzun zamanlarda neler olmuyor ki? Yabancılarla tanışmak, tanıdıklarla buluşmak, tanıdıkken yabancılaşmak, yabancıyken tanıdık çıkmak. Bunlar hep küçük hediyeleri hayatın. Belirli dönemlerden geçiriyor her birimizi. 8 farklı notanın ardarda gelmesiyle oluşan oktan gibi farklı dönemleri farklı ses aralıklarıyla yaşatıyor bizlere ki birşeyler oluşturalım diye. Neymiş ki oluşması gereken? Herkes oluşturabilmiş ki dersin? Yok demem ben. Ama onlarda eksik kalmış birşeyler derim. Ve belki eksik diye mutlulardır. Bazı şeyler hakkında ne kadar az bilirsen o kadar mutlu oluyorsun öyle değil mi? Disiplin. Son derece az bulunmakta vücudumda. Önemli değil.

Yaşadığımız yerler bunca büyükken kafalarımızın bu kadar küçük olması çok ironik bence.

Evimde film izlemeyi seviyorum ben çünkü istediğim zaman durdurabiliyorum filmi. Beni düşündürücek bir cümle yazdığında senarist, onu duyduğum anda durup düşünebiliyorum. Hüzünlü sahneler gelirse aniden içerden peçete almaya gidebiliyorum. Anlamını bilmediğim bir kelime olursa sözlükten bakabiliyorum. İnsanlarla konuşurkenken de durdurmak istiyorum o yüzden onları. Belirli kelimeleri vurgularken onları durdurup suratlarındaki ifadeyi incelemek istiyorum. Söylicek söz bulamadığımda durup biraz düşünmek istiyorum. Ya da söylicek çok sözüm olduğunda yine durup biraz düşünmek istiyorum. Ve ben her durdurmak istediğimde zaman aksine hızlanıyor. Hızlı zaman. Nobody likes that.

Aptal zaman demişken mesela neden çay çok sıcakken içilebilme sıcaklığına kavuşması asırlar sürerken tam en süper sıcaklığına gelince buza dönmesi 5 saniyesini filan alır ki?

İkinci sesleri hep daha çok sevmişimdir. Kısıktırlar ama duyulurlar. Sanki istedikleri gibi nefes alabilir gibiler ayrıca. Kendi kendinin patronu olmak gibi bişey. İyi bişey.

Neyse özlemişim bak gine.

Haydi öptüm.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Fuck that.

Yaptığım şeyler hiçbir zaman yeterli olmuyor.

21 Şubat 2011 Pazartesi

She's coming down fast. Yes she is! Yes she is!..

When i get to the bottom i go back to the top of the slide.
Where i stop and i turn and i go for a ride.
Till i get to the bottom and i see you again.

Do you, don't you want me to love you?
I'm coming down fast but i'm miles above you.
Tell me tell me tell me come on tell me the answer.
Well you may be a lover but you ain't no dancer.

Helter skelter helter skelter helter skelter.

Will you, won't you want me to make you?
I'm coming down fast but don't let me break you.

Tell me tell me tell me the answer.
You may be a lover but you ain't no dancer.

Look out helter skelter helter skelter helter skelter!



Late a little, i know that.

Sevgili Gülsen,

Hayatımdan uzaklaşırken bana sadece bir sayfa aldım demiştin. Ben o sayfanın hangisi olduğunu hiçbir zaman bilemedim.


Eğer bir gün yolun İstanbul'a düşerse bana da gel olur mu?


Umarım kendini artık hep değerli hissediyorsundur. Umarım müzik dinleyip, düşünüp, yalnız kalıp, ağlayıp, hayaller kuruyorsundur hala. Ve umarım basit biri olmadığının farkına varmışsındır çoktan çünkü eskiden hep öyle sanardın.


Ve umarım hala bişeyler düşünürken pürüzlere sürtüyorsundur parmaklarını.


Özür dilerim,


Nurşah.

Yoruldum.

"A drunk must do what he expected to do."

Tatlı.

İçelim sevgilim. Ve içicez sevgilim daha nice günler. Ölüm hakkında bunca az düşünmüş olmak neden? Bana en az sen yalan söyledin zannediyorum. Bu iyi bişey. Belki de yanımda değil misin? Kapı çalıyor hey! Anlatamam ki artık şarapçı oldum ben. Ve solo evet. Şarap dediğin şişeden içilir ha kadehten değil? Daha rahat olabilseydim keşke hep. Ama hep. Ama hephephepehpehepehehjeejpejpepejpekjpekpe.
Daha çok güzel eğlenceli günler şerefine.

17 Şubat 2011 Perşembe

Soruyorum.

Neden bass bunca fazla ve neden hiç kimse pencereden bakmıyor?
Aşık olmuş yine. Isn't she lovely?

16 Şubat 2011 Çarşamba

Pray.

Ne ordaki? Çantam mı? Uykusuzluk ne zamandan beri derdin oldu tatlım? Odaklanmaya başladığımdan beri. Tozlar düştü yere evet ve yıldızlar yükseldi. Kahverengi? Belki. 3 tane mi? Tamam şimdi buldum. Meşguliyetten mi kaçtım? Var oldum. Yanlış sokaklara girdim, kayboldum. Burnum kızardı bak şimdi. Kemanlar tam da burda girdi. Antonio Lucio Vivaldi. 220'si keman olmak üzere 450'den fazla konçerto besteledi. Ne oldu? Hani dinliyordun beni? Sesin çıkarken dinliyordum şimdi sadece bekliyorsun. Ama neyi? Belki seni, belki farkedilmeyi. Sözel seçsem sanki daha başarılı olurum dedi. Bir kez gerçekten utandım hayatımda, arkamı dönüp hızlıca uzaklaştım o anda ama şimdi bakınca ne kadar da çocukça geldi. Life is good.

Love a device against all solitude.

Biliyor musun flütünün sesini özledim.

Your spirit and my voice in one combined.
The phantom of the opera is there inside your my mind.

8 Şubat 2011 Salı


I
sometimes overthink things and it's not nice at all.

Plak takıldı, adam öldü.

Zaten olmakta olan bişeylerin arasından yer açıp başka bişeylere devam edemiyorum ben. Ya da mesela bir kere korktuktan sonra daha uyuyamıyorum.

İnsanlara düşündüklerimi yanlış aktarıyorum sanırım. Herkesler de saolsunlar o kadar iyiler ki hep beni mutlu etmeye çalıştıklarından sadece sorular soruyorlar. Ben de cevap vermekten çok suratlarına boş boş bakmak istiyorum. Sonra tavuklar geliyor aklıma and that's not cool.

Ben tam 14 gündür kendi yeni evimdeyim. Sanırım son zamanlarda verdiğim en güzel karar bu oldu. Fakat işte bir yandan da gpaimin 1.80 olmasına sebep oldu ki üzücü çünkü bu yüzden beni büyük ihtimal yurtdışında staja kabul etmicekler. Tabiki biz neyse diyip önümüze bakıyoruz.

Sonunda en başından beri aradığım pembe plakları buldum. Ayın daha en başında biraz pahalıya mal oldu ama olsun yemekten kısarım diye düşünüyorum. Ben hiç daha önce fark etmemiştim bunca ses güzelliğini, bunca değişik güzel enstrüman seslerini ve rtimleri. Çok acayip. Ne kadar boş dinliyormuşuz dedim işte.

Küçüklük fotoğraflarımdaki ağzı kulaklarında halime bürünmüş durumda seviyor, seviliyorum da içim rahat olaydı daha güzel olurdu. Bi yanlışlık mı var acaba blogblog?

14 Ocak 2011 Cuma

We Are The People

Bir keresinde birisi bana demişti ki:

"Sen, büyük olduğun için boş hissediyorsun. Sen, boş değilsin. Diğer insanların dolu olmalarının sebebi küçük olmaları.

Diğer insanlar...

Normal insanlar.

Küçük oldukları için hemen dolmuşlar.

Ama sen,

Biz.

Bizim dolduracak yerimiz var. Çünkü biz sıradan değiliz. Çünkü sen sıradan değilsin.

Dolusun ve boş kalan yerlerini de dolduracak, mutlu bir insan olacaksın. Ve küçük insanlar kıskanacak."


Benim arada sırada içine konuk sanatçılar alan müzikli ballı bir dosyam var. Onun daha dolduracak çok yeri var. Hem değişiklikler yaşanmalı ki değişik değişik dolsun dosya öyle değil mi?

Çok kısa bir sürede çok fazla şeyden ödün verdim. Ve dün, uzun zamandır ilk kez, oturacak rahat bir yerim bile olmamasına rağmen kendimi en dolu hissettim. Gerçekleşeceğinden emin olduğum şeylerin hayalini kurdum ve mutlu oldum.

Bir nebze geleceği gördüm yani.

Senin kucağında Sushi vardı, benim duvarımdaysa Hakkı. Hem de imzalı!

2 Ocak 2011 Pazar

Anam ne doldu yıl.

Benim çok güzel tam 12 duvarım oldu. 10'dan fazla rafım, çekmecem ve dolabım oldu. Herşey çok acayip. Geçen bir camdan baktım da hakkatten başımı döndürdü.

Tam 7 aydır elimde bir çay tutuyorum azıcık soğusa da içsem diye. Noldu biliyor musun? Önceden haber yolladı, 1 aya soğuyormuş. Yanlış da anlama yani soğumaya başlıyormuş. Artık yavaş yavaş.

2010 bana mükemmel bir hediye verdi. Birkaç hafta sonrasında kendi evimden yazıcam buraya. Böyle oturucam koltuğuma, açıcam müziğimi bir yanımda Sushi, bir yanımda sevdiceğim, hiiiç çıkmıcam evimden dışarı.

Çok da güzel bir sene geçirdim. Bolca uykumu da aldım. Teyze bile oldum.

Milli piyangoyu yine tutturamadık ammaaa sevilenlerle beraberdik. Eh adam olana fazla.

Hadi artık ben gine çok uzun süre yazmam. Ha bir de herkesler twittera yollanmış. Benim ne eksiğim var? Ben de twitter aççam bak tam şimdi. Yeni yıla da bak böyle girmişiz.


1 Aralık 2010 Çarşamba

Nasıl da sarhoş oldum 3 gündür?

Ordaki ışığı açtım burdakini kapattım. Yok ya bunu açayım da ordakini kapıyım. Değil mi?

It turns out that elimden bişeyler geliyormuş aslında.

Şimdi çok güzel şeyler düşünmekten uykularım kaçıyor yaahu.
Gerçekten perdeler... Gerçekten koltuklar... Gerçekten halılar... Havlularla dolu banyo dolapları...

Ehehheee hadi ben bir bira daha alıyım buzdolaptan ama mutluluktan.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Tam

Tam şuanda yaşadığım hayattan zerre mutluluk duymuyor olmama rağmen elimden hiç birşey gelmiyor ya işte o, en can yakan kısmı.

16 Kasım 2010 Salı

Chocolate cream pie. Thank you.

- You know what I love about cooking?
- What's that?

I love that after a day when nothing is sure,

and when I say "nothing" I mean nothing,

you can come home and absolutely know
that if you add egg yolks to chocolate
and sugar and milk, it will get thick.

It's such a comfort.


1 Kasım 2010 Pazartesi

Çok hastayım.

Yutkunamıyorum.

Çay yaptım.
Eldiven taktım.
Şal taktım.
Üzerimde bir tshirt, bir kazak, bir yelek, bir de pike var.

Ve ben titriyorum.

31 Ekim 2010 Pazar

2 adet mutlu mühendis.

Bak şimdi bak. Azıcık daha sağa. Yok çok oldu, biraz sola. Neredeyse tamam. Hooop. Muhabbetler başlasın. Orda biri mi güldü? Kim ne dedi de güldü? Ahahahha anladım. Haydi şerefinize. Hey bak bu şarkı çok güzel. Ne cover mıymış? Oha hiç dikkatimi çekmemişti önceden. Ver hadi bardağını doldurayım.

Yahu baya güzel ama yani olmaz güzel bu kadar biliyorum. Bir garip bakıyosun gibi oldu ama yok ben abartıyorumdur. Aaaa yok bak gözlerimi kaçırdım. Yapma hadi, söyleme, hadi bakmıyorum sana.

Aaaa yapma duydum işte.
Uykum geldi. Ya ne olcaktı?

İyi geceler.

24 Ekim 2010 Pazar

Lan.

Çok özlüyorummuş.

19 Ekim 2010 Salı

Sevgili Lis,

Ne zaman bloguna baksam içimden böğürürcesine ve bir de uygunca kafa sallayaraktan "Ameerikın wumııan sıteyvey frromm miiihi!" diye şarkılar söylüyorum.

Keşke sen de içseydin.

Sevgiler,

Narro.

18 Ekim 2010 Pazartesi

0000111010100010101001010100101001010001001010101001001

Çevredeki en bencil insanım.

Senin için bencillik nedir? Senin için bencillik kendini savunma şeklidir. Bazıları için susmadan konuşmaktır bencillik bazıları için duymadan dinlemektir. Sevgidir, nefrettir, umuttur, düşünmektir ve düşünmemektir. Başkasından alıp cebine atmak değil, zaten olanı alıp kendine ayırmaktır.

Bencillik yalnızlık getirir mi sandın? Yalnızlık bencilliği getirir.

Ben senin aksine, daha henüz yalnız kaldım. Alışmam için biraz zaman tanı.

7 Ekim 2010 Perşembe

Mini fırın!

Yahu mini bir fırınla nasıl bu kadar mutlu olabildiğime her geçen gün daha da şaşıyorum.
Çok acayip.
Mutsuzluğum geçti yani. Evet.

Bir de her gün öğretmenlerim derslerde tahtada yazanları gösterip bunları hemen anlayamazsınız eve gidip tekrar tekrar okuyup biraz üzerinde düşünmeniz gerek dedikçe düşüncelere dalıyorum. Sonra hemen Dia'dan anlıncaklar listesi oluşuyor kafamda. O da çok acayip. Neyse.

Ayrıca Scorpions baya güzeldi bakalım Goran nassssssı çalıcak. Yaşa!


30 Eylül 2010 Perşembe

Çok mutsuzum.

26 Eylül 2010 Pazar

Yeni eğitim öğretim yılı.

Çarşamba günü İstanbul'dan Edirne'ye gittim. Tüm eşyaları kolileyip bavullara yerleştirdikten sonra perşembe okula geldim. Eşyalarımı A4 308 e taşıdım. Yerleşemedim. Cuma günü de yerleşemedim. Cumartesi günü eşyalarımı A4 308'den A5 102'ye taşıdım. Kısmen yerleştim. Depodaki eşyalarımı orospunun teki yüzünden taşıtamadım. Telefonumda benden şifre isteyip duran yanıp sönen bir ışık var. Karşımda tanımadığım bir insan var. Her yer çok pis. 1 saat sonra arkadaşlarım gelicek ama o 1 saat bile geçmek bilmiyor diye bunları yazıyorum. Her sene çok heyecanlanırdım yurt için bu seneyse sürekli kusmak istiyorum.

Gelin artık yoksa ağlicam.

Ben seneye öyle ya da böyle eve çıkıcam.

Ayrıca ders programım da boka benziyor.

19 Eylül 2010 Pazar

Merhaba benim çok canım sıkıldı inşallah gözlerimin önünde acayip bişeyler olur dinimiz amin.

12 Eylül 2010 Pazar

Eğer başıma bişey gelmicekse bu ülkeden de, anayasadan da, onu kontrol edenlerden de, onu kontrol ettirenlerden de nefret ediyorum.

Plan yapmayı çok seviyorum ben.
Böyle sanki hayal kurmak gibin oluyor. Bir de böyle kurduğun hayali adım adım gerçekleştiriyosun ya işte o zaman çok çok daha güzel oluyor.

Böyle baştan olmaz sanmışsın. Yine de hani olurya demişsin kenara iki kuruş koymuşsun filan. Günler geçtikçe arada bir aklına geliyor olursa ne güzel olur lan diyosun. Gün geçtikçe paran da birikip artıyor tabi. Sonra minik araştırmalar yapmaya başlıyosun. Kalıcak yerler nereleri? Gitsek nası gideriz, ne zaman gideriz filan derken bir bakmışsın hakikatten de olabilir. Neden olmasın?

Heycanlanmışsın böyle ağzın kulaklarında hiii modundayken, tam da karşındakine herşeyleri anlatırken ve hatta anlatmaya çalışırken heyecandan parmakların birbirine dolanırken karşındaki insandan;
"Aaa, oy verdin mi kız?"
sorusunu duymak bence HİÇ DE HOŞ DEĞİL!

26 Ağustos 2010 Perşembe

Defne

36 saat sonra teyze olucam. Scary...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Tek sorun çikolatamın bitmiş olması.

Şimdi ben aslında baya bişeyler yazdım ama sonra sildim.

Tüm duygusallığı bir kenara bırakırsak sanırım tek yazmak istediğim şunlar. Regl dönemlerinin en süper ilacı yalnız olmak. Bir kutu majezik, bir çift uzun çorap, birbirinden tamamen uyumsuz ama kendini içinde çok zayıf hissettiğin pijamalar, bol yastıklı yumuşak bir yatak ve bir de karnını ısıtıp sancılarını gorlamısıyla unutturacak bir kedi herşeyleri çok daha kolaya indirgeyebiliyor.

Sevgilerimle...
 

Blog Template by YummyLolly.com