21 Temmuz 2010 Çarşamba

Kime deyim hakkatten?

Böyle bazı zamanlar oluyor bişeyler söylemek istiyorum ama i am not gay u know. Hem zaten aslında baya da her şeyi söyledim. Her şey birleşik mi yazılır lan? Her şey ya da herşey? Ya da ayrı yazılır bak onu biliyorum. Ne fark eder onura koyim ne demek istediğim her türlü anlaşılır. Çok seviyorum abi ben. Çok seviyorum da seviliyorum da çok güzel işte. Ama yanımda istiyorum ama öyle çok demicem çünkü i am not gay. Ama keşke yanımda olsan b’olum. Arkadaşlarım da keşke yanımda olsa. Ulan şimdi hep beraber olsak. Evet hem sevgilim hem arkadaşlarım burada olursa hep beraber olmuş oluruz bunu da bildim ben. Ulan ne masa kurardım size varya fiii… Yeter ki gelin lan. Ablamın nişanından kalma rakılar duruyo hâla yeminlen bak. Şapka geri dönmüş haci ondan kodum. Müzik desen var, içki desen var, muhabbet desen var, e yemek skillerimi de burada tartışmicam yani şimdi baya net güzel yemek yapıyorum. Daha ne lan? Daha ne? Turşu da alırım. Keşke yanımda olsanız lan. Daha fazla konişmicam i am not gay u know…


Tanrım tek başına koyma kulları

Yalnızlığa ancak sen dayanırsın

Eşsiz dostsuz kalanın zordur halleri

Yalnızlığa ancak sen dayanırsın

Şu gelen yar olaydı

Elinde nar olaydı

İkimiz bir gömlekte

Yakası dar olaydı

Yeşil bağın üzümü

Yola diktim gözümü

Ne gelen var ne giden

Kime deyim sözümü


18 Temmuz 2010 Pazar

Bi'şi dicektim.

Nerdeyim ben?
Ah evet doğru ya, yanındayım. Şimdi yanında değilim. Ama şimdi yanındayım. Sen yanımda mısın? Ah evet doğru yanımdasın. Sen zaten hep yanımdasın.

18 Haziran 2010 Cuma

Çok mutluyum lan.

13 Haziran 2010 Pazar

Hehehhehh...

Love me.

8 Haziran 2010 Salı

Kill me.

4 Haziran 2010 Cuma

Cherry Blossom Girl

Hey gidi Lis,

Geliyorsun gidiyorsun. Çiziyorsun, boyuyorsun. İnan ki çok da güzel yapıyorsun.
Bilmem hatırlar mısın bundan aylar önce senden birşey istemiştim.
Belki hatırlarsın.

Ben paramı biriktirdim bekliyorum.

Yanlış anlama zorla bişey yapmanı istemem. İçinden gelirse.

Beklentiler alır beni,
Sevgilerimle,
Nar.

2 Haziran 2010 Çarşamba

One day you'll be cool.

Karşıma geçmişsin ellerini kollarını sallayarak birşeyler anlatıyorsun bana, açmışsın gözlerini de kocaman. Ama ben sana bakmaktan hiçbirşey anlamıyorum anlattıklarından. Birşey de diyemiyorum ama anlat hep zaten dinlerim ben diye düşünürken güneş doğdu ve susuyorum sen anlat dedin. Miş ti di oldu. Bardağın teki devrildi, bira kutusu yuvarlandı, rakı şişesini buldu.

Merhaba ben No. 7. Son iki haftadır yatağıma ya yol yorgunu ya da sarhoş giriyorum. Bu sebeplerden ötürü aklım arada gidip geliyor. Ama sen kusura bakmazsın.

28 Mayıs 2010 Cuma

Young again.

Artık karşımdakine itiraf ettiğime ve kendime de pek tabii kabullendirebildiğime göre gençlik rüzgarları beni bekler.

Çünküüüüü;

When you love somebody it's hard to think about anything but to breathe.
When you love somebody and bite your tongue all you get is a mouthful of blood.
When you love somebody it's hard to figure out.
When you love somebody it's hard to think about anything but to breathe.

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Kendiyle çelişen kafası karışmış ergenlik dönemi bitişindeki insan.

Nick Drake diyorum bir de One of These Things First diyorum.
Bir de diyorum ki belki benim de bir en yakın arkadaşım vardır.

21 Mayıs 2010 Cuma

Hadi Nurşah.

Şaşırtsana beni....

11 Mayıs 2010 Salı

Ben ders çalışmaya gidiyorum.

İstemiyorum istemiyorum istemiyorum istemiyorum istemiyorum istemiyorum istemiyorum!!!...

27 Nisan 2010 Salı

Sayısal kafası.

Ben bu sabah 9 buçukta ne kadar da düşünmek istemediğimi düşünürken kalktım. 2 games dersine girdim ve yine her zamanki gibi sıkıldım ve yine her zamanki gibi acaba ne yemek pişirsem diye düşündüm. Sonra ne kadar da düşünmek istemediğimi düşündüm. Sonra Dia’ya uğradım. Köpeğin götüne sokulmamış son birkaç sebzeden birkaçını aldım. Sonra annemin gönderdiği kargoyu aldım. Ne kadar da düşünmek istemediğimi düşünürken bir baktım odaya gelmişim.

Ne kadar da düşünmek istemediğimi düşünürken Lis gelmiş.

Ne kadar da düşünmek istemediğimi düşünürken Lis gitmiş.

Ne kadar da düşünmek istemediğimi düşünürken Dinda’nın çinli arkadaşı gelmiş.

Ne kadar da düşünmek istemediğimi düşünürken Dinda’nın çinli arkadaşı gitmiş.

Şimdi de ne kadar da düşünmek istemediğimi düşünürken bunları yazıyorum.

Lütfen ben düşünürken başka yerlerde çok değişik bişeyler oluyor olmasın.

Walla bak bu sefer çok uğraştım ama yine yapamadım.

23 Nisan 2010 Cuma

LisnarZ.




İzmir'e gidiyoruz biz.

Hadi bakalım...

8 Nisan 2010 Perşembe

Anladın.

Sevgili Nar,
Bugün artık işlerin boka sardığının resmidir.
Kalbim sıkışıyor.
Bir de biyer var midemin üstünde böyle boşluk gibi işte tam orası böyle bir garip acıyor ki anlatamıyorum...
Ama yine de anladın mı?

31 Mart 2010 Çarşamba

This song's acustic version is much more better.

Tuvaletin kapısını kapattım. Kilidini çektim. İndirdim pantalonumu tam yeni oturmuştum ki kapının arkasında askıyı gördüm. Daha dikkatlice baktım askının gözlerini gördüm. Askıyla göz göze geldik, tam da zamanında. Utandım hafiften, gözlerimi kaçırdım. Dedim nassın? İyiyim dedi sen nassın? Ben de iyiyim dedim. Öyle bakıştık. Bitti işim hoşçakal dedim askıya, açtım kilidi çıktım.

Tam ellerimi yıkıyordum ki bitmiş tuvalet kağıdı rulosunu gördüm. Dedim hasta mısın? Yok dedi, sömürdü beni şerefsizler. Kendimden utandım, ellerimi üstüme silip çıktım.

Yolda yürümeye başladım. Yürürken kimseyle karşılaşmadım.

Dedim bi çay içeyim. Girdim fikhaneye. Tam aldım çayımı dışarı çıkıyordum ki elimi yaktım. Bardakla gözgöze geldik. Çay da sıcakmış dedim, malum ben soğuk severim. Ananın evi mi sandın sen burayı sultanım dedi çay bardağı, gözlerini kaçırdı. Çekip gitmek istermiş gibi uzaklara baktı sonra iç çekti, arkasını elime yasladı.

Çektim bi sandalye ben de oturdum, bacak bacak üstüne attım. Havada kalmış ayağıma bakıyorken boş boş, yerde yatan izmariti gördüm, meraklandım. Daha da dikkatli bakınca tüten dumanı gördüm ama dicek birşey bulamadım.

10 dakka geçmemişti ki tekrardan yola çıktım. Yürüken de kimselerle konuşmadım.

Odama geldim sonra dikkatlice bakındım. Yastıklarımın gözlerini açık gördüm, daha da susmadım.

22 Mart 2010 Pazartesi

Bang Bang Shoot Shoot

Benim en iyi arkadaşım hiç olmadı. Her zaman çok sevdiğim ve çok değer verdiğim, süper insanlar oldu hayatımda ama hiçbirine en iyi arkadaşım demedim. Zannediyorum ki en iyi arkadaşım olarak görebileceğim insan x olabilir diye düşünmüşlüğüm vardır ama çok kesin hatlarla belirtememişimdir hiçbir zaman. Aslında kimse de bana demedi sen benim en iyi arkadaşımsın diye. Ama kendime en yakın gördüğüm insan sensini duymuşluğum var açıkçası. Neyse kısacası bana sorucak olursanız bu işleri, tek bir insan olmasın hep beraber olunsun derim.


Özellikle son zamanlarda insanlar bana baktıklarında illa eksik bir yanımı tamamlama ihtiyacı içerisine giriyor çünkü ben onlarca hiçbir zaman tam değilim. Genel anlamda da hiç bir kimse aslında beni en iyi arkadaşı yapmak istemez çünkü hayran olunacak, örnek alınacak bir yanım yok benim ve insanlar kendilerine bişeyler katan insanları sever.


Bir de bu aralar insanlar bana seninle de hiç konuşulmuyor, hiçbirşey anlatmıyorsun, muhabbeti öldürüyorsun gibi laflar ediyorlar. Çünkü ben hayatımda olan biten şeyleri anlatmaya pek de layık görmüyorum ama bunu kabullenemiyor kimse. Hiç samimi değilsin diyorlar bana. Halbuki ben konuşmaktan çok dinlemeyi severim. Beni samimi olmamakla suçlayan sen, nasıl da tanımışsın beni tebrik ederim.


O kadar çok düşünmek zorundayımki bu aralar beynim patlamak üzere. Eğer bir seçme şansım varsa, lütfen insanlar beni yargılamasın. Yakın arkadaşlık her zaman bir taraf doğrusunu biliyordur ve onun dediği yapılırdan çok, yanlışı seçen bir taraf varsa ona destek olunur üzerine kurulu olmalı bence. Yanlışı seçen bir insan varsa ortada ya da kendince doğru birşey katamayan ortama, üzgün olmamalıdır bu durumdan dolayı. Olaylar, doğrular, yanlışlar. Bunlar kişiden kişiye değişir yapmayın gözünüzü seveyim.


Ve son olarak, seninle aynı zevkleri paylaşmıyor olmam sana saygı duymadığım anlamına gelmiyor sevgili Lis. Konuşurken gözlerinin içine bakamıyor olmam hiçbir işime yaramadığını düşünmemden dolayı değil, ben her baktığımda sen gözlerini kaçırdığın için. Yine de iyiyken ama mutlu değilken, içimden gelen tek şey beraber zaman geçirmek.


Bir daha düşündüm de belki de ben sadece bencilim.


I need a fix cause i'm going down.


Happiness is a warm gun.

8 Mart 2010 Pazartesi

h-Happy news...

Bugün kaybolan küçük kahverengi ajandamın bulunduğu haberini aldım.

Sevindim.

Paylaştım...

5 Şubat 2010 Cuma

Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın.

Yaşım taş çatlasın 5. Bizim oraların adetidir bilirsin rakının kapağını doldururlar koyarlar üstüne. Bir yandan seni oynatırlar bir yandan göbek attırırlar rakıya. Alkış, kıyamet gırla.

Yanlış anlama, herkesle paylaşılmaya gelmez o ortam. Ordadır bütün esprisi arkadaşlarda, ortamda, bir de o değişik tatlarda. Kayık tabağındaki kavununda, ince ince doğranarak yapılmış mamzanasında, üçgen kesilmiş peynirinde, acılı ezmesinde, haydarisinde.

Muhabbet, eğlence, kahkaha ve o müzik. Ah o çok şeyler anlatan müzik. Eller tam havadayken en derinden gelen klarnet sesi alır götürür içeni daha da derinlere. Bir an için eller havada birleşir ve o efkar paylaşılır içten içe. Suratlara acı bir gülümseme yayılır. Dertleri paylaşmak için rakı sofrasından iyisi var mıdır ki bilir misin? Yoktur azizim yoktur. Film gibidir bu sofra, oturur izlersin. Arkasından masaya vurulur kadehler ve ortamı bir renk cümbüşü sarar. Ama beyaz her daim hakimdir ortama o ayrı. Kollar öyle güzel oynar ki doyamazsın izlemeye, sen de katılırsın. Sonra da başlar herkes bir ağızdan söylemeye şarkıları. O tek bir ağızdan söylenen sözler varya başka yerde görülmez öylesine etki.

20 yıl yaşlanmış olsan nolur? Bir bakarsın yine elinde kadehin, gözlerin kapalı dudaklarında o hüzün dolu gülümseme. Seneler geçmiş büyümüşsün kendi kendine, adam gibi içmeye çalışıyorsun. Muhabbet aynı, mezeler aynı, müzikler aynı. Yaşın yine taş çatlasın 5.


 

Blog Template by YummyLolly.com