9 Haziran 2008 Pazartesi

Az...

Gözlerim yine kendi kendine ağlıyor bu gece... Az mı kaldı?...

18 Mayıs 2008 Pazar

Balık

Dünya üzerindeki en yalnız, en çirkin ve en hasta yaratık olarak diğer gezegenlerdekilere sesleniyorum. Beni çekin alın burdan en azından bikaç gün için. Sizin hayatınızı da görmek, bilmek, öğrenmek istiyorum. Merak ediyorum 2 kol ya da 2 bacak olmadan veya çok daha fazlasıyla neler yapılabileceğini. Hep öyle resmedilir ya bende de öyle kalmış... Merak ediyorum yeşil olmak nasıl bir duygu. Merak ediyorum nefes almamak nasıl bişey. Hele de dünyada böylesine zorken nefes almak, havaya ihtiyaç duymadan da yaşayabilmeyi öğrenmek istiyorum. Değişim istiyorum hayatımda aslında tersi istiyorum biraz da... Sessiz kalarak değil bağırarak iyileşsin istiyorum boğazım. Gece gidelim istiyorum okula yıldızlarla... Gece yarısı kahvaltı etmek istiyorum sevdiğimle yanımda. Çoraplarımı elime giymek, yazıları ayak parmaklarımla yazmak, göbek deliğimden kola içmek istiyorum. Yeni bişeyler keşfetmek istiyorum, evrendeki diğer yaratıklardan yeni şeyler öğrenmek istiyorum. Bu gece gözlerim açık uyicam. Bir gece olsun balık olmak istiyorum...

20 Nisan 2008 Pazar

Fazla uzak hissediyorum kendimi ama gerçeğe mi sahteye mi bilmiyorum... Paylaşılamayan ve kimsesiz kalan kızı oynuyorum. Yorgunum, mutsuzum, sıkılıyorum...

7 Nisan 2008 Pazartesi

Happy happy happy....

4 Nisan 2008 Cuma

Minicik bi delikten bakıyorum dünyaya ama gördüklerim yine de şaşırtıyor beni... Ben rengarenk görmeye çalışırken hep kim, ne zaman, nasıl, karartıyor çevremi? Halbuki çiçekler içinde olmak istiyorum hep ben... Hep koşarken, zıplarken, gülerken...

28 Mart 2008 Cuma

Hissettiklerimi, olanı biteni, dertlerimi çok yüzeysel anlattığımı farkettim. Benim hayatımda en yakınlarımın bilmediği hatta kimsenin bilmediği, neden bilmem benim de anlatma gereği duymadığım öyle çok şey var ki... En garibi de şu ki beni herkesler geveze görürken nasıl oluyo da büssürü şey zırvalayan ben hayatımdan, hissettiklerimden, düşüncelerimden bahsetmiyorum? Bilmiyorum...

26 Mart 2008 Çarşamba

Kan, bir çeşmeden akar gibi...
Yaşam, eğer almaya cüret edersem...
Kendi yaşamım hızla sona erdiği için almamaya asla cüret edemezdim...
İçtim doyasıya...
Ve yaşadım bir kez daha...


Strahd Von Zarovich

21 Mart 2008 Cuma

Çok istemişken ve sahip olmuşken ve bu kadar sadeyken neden bu kadar sade? Belki de aslında hissedememekte problem... Belki de önceki boşlukları dolduruyor önce kalbim ama öyle çaktırmadan öyle sessiz sakin yapıyor ki bunu ben bile farkında değilim gerçeklerin. Ama dile getirilmeyenler ne kadar gerçek olabilir ki zaten? Şöyle bi gözümün içine bakmadıktan sonra, kulağıma fısıldamadıktan sonra nasıl gerçek diyebilirm ki onlara? Boşluk dolmaya başlamadı mı yoksa? Bu yeni ten tazelemedi mi beni? İçim öylesine doluyken aslında anlamamamda mı görmememde mi hissetmememde mi nerede ki bu problem? Neden bu pranga hala ayağımda, neden omuzlarımda tonlarca yük hala?...
Milyonlarca soru işareti var kafamda. Ama öyle manyak düşüncelerim var ki bir bakıyorum birbirleriyle çelişiyorlar. Oysa ben sadece hissettiklerimi söylüyorum, düşüncelerimi. Sahip olduğum bir bilgi falan yok aslında. Zira hiç bişey bilmiyorum. O kadar az kitap okuyorum ki buna şaşmamalı...
Hayatın tadını çıkarmak için koca ısırıklar almalı. Ölçülülük bilginler için.
Bizim için değil...

18 Mart 2008 Salı

Yalnız kız...

Ben çok halsiz, bitkin ve savaş kaybetmiş gibi hissediyorum. Üstümde bir ağırlık sürekli bastırıyor omuzlarımdan beni. Toprağa girene kadar da durmayacakmış gibi. Gücüm yok... Çok salak bu aralar hayat, hiç “ekşın” yok. Bana renk lazım, taze kan lazım, ruh lazım, dirilik lazım, güneş lazım... Sorumluluk istemiyorum, sıkıntıya gerek yok. Hayatımın fon müziğinde hüzünlü şarkılar olsun zaman zaman, zaman zaman canlansın ruhum istiyorum. Bu, yeri dolmayan boşluk kapladı içimi. Artık fazla geliyor bana yeni bir ten lazım. Yeni bir ten gelsin ki, eskilere takılmış o parçamı koparıp alabileyim askıda kaldığı yerden. Çünkü şuanki yalnızlık bana göre değil. Sevmiyorum içimde birinin olmayışını. Ayağımda bir pranga, omuzlarımda tonlarca yük, bileklerim kanıyo bu ağırlıktan...

Fazla sevgisiz kaldım...

16 Mart 2008 Pazar

şiir

Dün herşey çok kötüyken
Noldu da şimdi güzel bu kadar?
Hiç bişey mutlu edemiyo beni
Bağırarak şarkı söylemek kadar
Bahar çok güzel çiçekler açıo
Milletin alerjisi azdı hapşurup duruo
Bense gezip tozup eğlenmek istiyorum
Çiçekleri kokladıkça kendime geliyorum
Okulda yemekten büssürü kilo aldım
Param da bitti zaten züğürt kaldım
Ama olsun dans ederek veririm hepsini
Ne de olsa haftasonu depoladım enerjimi
Şimdi saat 11.30 birazdan yarın olcak
Boney M dinlemekten beynim sulancak
Ama napim çok seviyorum
Ben saçma şeylersiz yapamıyorum
Kusturmamak için artık hiç kimseleri
Söz verdim kendime bu şiirimin son beyiti
Sevmem zaten edebiyatı ahanda amına koydum
Oley ki ben gine şair oldum!



Not: Aslında 11.30 da yazmıştım ama göndermek bu zamana kısmetmiş =)

14 Mart 2008 Cuma

Monoton dedim deprem oldu. Yağmur istedim geldi, beni buldu. İstediğim kadar yağdı sonra kayboldu...
Baharı çok seviyorum artık. İçimdeki karanlık yavaş yavaş kayboluyor. Bu havalarda yürümeyi, düşünmeyi, şarkı dinlemeyi, söylemeyi falan filan...Birçok şeyi seviyorum. Yaşamak ne olursa olsun güzel ve bence cesurca. Ölüm korkakların işi... Ben ölmek falan istemiyorum. Yapmak istediğim daha çok şey var benim....
Şimdiyse bir cuma daha ve yine uykunun amac degil sonuc haline gelmesi benim için artık...

12 Mart 2008 Çarşamba

...

Daralıyorum... Yine herşey monoton. Herkes çok salak, herkes çok boş, ilişkiler çok aptal... Herşey gerçekçilikten çok uzak. Çok sıkılıyorum bu yabancılıktan, yalancılıktan... Aptal, bomboş, renksiz bi hayatta gözlerimizi sımsıkı yummuş ileri bakıyoruz ama gözlerimiz kapalı neyi görcez ki?.... Kendimi unuttum gibi oldum. Kendimle çok az başbaşa kalıyorum. Yanımdaki kalabalıktan çok sıkıldım, çok boş. Neden gitmiyorum? Bilmiyorum...Müzik dinlemek istiyorum, düşünmek istiyorum, kitap okumak istiyorum, şarkı söylemek istiyorum, yalnız kalmak istiyorum, ağlamak, film izlemek istiyorum. Yağmur yağsın salak salak hayaller kurayım istiyorum. Kendimi unuttum kendimle olmak istiyorum. Saçmalamak güzel, saçmalamayı seviyorum. Kimse beni düşünmesin, kimse beni sevmesin... Ben özlemlerimi hayallerime katar önüme bakar yaşarım. Bıktım bu sahtecilikten çok bıktım. İşin kötüsü o sahtelikte rol yapmak iztemezken yine kendimi en ortada buluyorum. Kimseye gerek yok desem öyle de olmuyor. Bu gün aslında bu uyuşturucu aletin karşısından kalkıp yollarda salak salak yürüyüp gidip bi kafede oturup kendime çay ısmarlamalıyım... Ben kendimle iyiyim...
 

Blog Template by YummyLolly.com